Eğer bastırabilseydim on yıl önce bunu yapardım - Selahattin Koşar

19 Temmuz 2010 04:45 / 608 kez okundu!

 


"Dünden Bugüne Erciş" adlı kitabıyla bilinen emekli öğretmen Selahattin Koşar ile kitabını; dünü ve bugünüyle Erciş'i; geleceği ve yapılan ile yapılamayanlar üzerine derin bir sohbet yaptık. Belki de ilk defa, okur, Selahatin Koşar ile geçmişe uzanacak ve o günlerden bugünlere bir kitabın ve Erciş'in hikayesini dinleme fırsatı bulacak.


İ. Tunç: Sayın hocam, ”Dünden Bugüne Erciş” adlı kitabınızın ortaya çıkış hikâyesini bizimle paylaşır mısınız? 

S. Koşar: Elbette. Daha Öğretmen Okulu ikinci sınıfındayken, doğduğum ve büyüdüğüm memleketim Erciş’i merak etmeye başladım. Erciş’le ilgili kendimce bir şeyler öğrenmek amacıyla sık sık okulun çok zengin olan kütüphanesine devam ettim. Bulduklarımı not ettim. Sonra gördüğüm ve tanıdığım Ercişli yaşlılara Erciş’le ilgili sorular sormaya başladım. Zamanla bu merak beni daha çok araştırmaya yöneltti. Bu arada bol bol kitap okuyordum. Şiir de yazıyordum. Yazdığım iki şiir 1969 yılında iki ulusal gazetede yayınlanınca, bu beni çok kamçıladı. Ayrıca yazdıklarım da beğenilince zaman buldukça araştırmaya ve yazmaya devam ettim. 1972 yılında öğretmen olarak Mardin’e atandım. İki yıl sonra tayin isteyerek Erciş’e geldim. Yazdıklarımın büyük bir bölümünü Erciş’te yayın hayatına başlayan “Birinisan” adlı gazetede, “İlçemiz Erciş’i tanıyalım” başlığı altında 132 gün yayımladım. Bu yazı çok ilgi çekmişti. İlk defa Erciş’ten bahseden yazılar basında çıkıyordu. Halkın ilgisi büyüktü. Bu ilgi, beni daha çok teşvik etti. Daha sonra değişik gazete ve dergilerde yazılarım çıkmaya başladı. İki defa kitap hazırlığım oldu. Ama parasızlık nedeniyle yapamadım ve kitabımı beklemeye aldım. Ama bir gün ani bir kararla “Ne olursa olsun bunu bastıracağım.” diyerek kitabı bastırmaya karar verdim. Sonuçta hatalarıyla sevaplarıyla bu kitap ortaya çıktı. 

Kaç yıllık bir emeğin ürünüdür bu kitap?
 

Kitabın baskı aşamasına gelmesi bir kaç yıl sürdü ama alt yapısı yaklaşık 30 yılımı aldı. Çünkü bu tür kitaplar bir anda ortaya çıkmıyor. Yıllarca biriktirdiğim bilgileri daha sonra tasnif etmeye başladım. Sonra kitaba alacağım konu başlıklarını seçtim, sonra da bu konu başlıklarının içini doldurmaya çalıştım. Bazen küçük bir bilgi için bir ay, hatta bir yıl bekledim. Çünkü bunun için bazen yeniden kaynak taraması yapmak zorunda kalıyordum. Bu da yetmedi, görüşmeniz gereken kişilerle görüşmeye çalışıyorsunuz. Tabii ki bu da hemen olmuyor. Bazı işler planladığınız gibi gitmiyor. Zaten ben de bunu zamana yaydım. Aradan uzun zaman geçince bazı bölümleri yeniden güncelleştirmek gerekiyor. Tamam dediğim anda da yazıya döktüm ve bastırdım.

Bu kitabın piyasadaki diğer Erciş üzerine olan kitaplardan farkı var mı sizce? Ya da kitabı diğerlerinden özgün kılan faktörler nelerdir? 

Önce bu tür kitapları hazırlamanın ve bastırmanın çok büyük emek isteyen bir iş olduğunu belirtmem gerek. Bu nedenle benden başka Erciş üzerine kitap yazan arkadaşları eserlerinden dolayı kutluyorum. Çünkü bir eser ortaya koyup ve “ben de varım” demek cesaret ister. Bu arkadaşlar bu cesareti gösterebildiler. Çok kişi biliyorum ki, çok şey bildiğini iddia eder ama bir türlü ortaya çıkamaz. Benim kitabımın özelliğine gelince, önce şunu belirteyim, Erciş üzerine benim bildiğim bugüne kadar benim kitabım da dâhil üç kitap yazılmış. Biri 2003 yılında, ikisi de 2008 yılında piyasaya çıkmış. Bu arkadaşların kitapları piyasa verildiği zaman alıp baştan sona kadar okudum. Şimdi de zaman zaman bakıyorum. Herkesin bir yoğurt yeyişi vardır, onlar kendilerine göre en iyisini, bende kendime göre en iyisini yapmaya çalıştım. Kapak, kâğıt ve baskı olarak hiçbir kısıtlamaya gitmedim. Para kazanayım gibi bir düşüncem de olmadı. Bu nedenle reklam da almadım, sponsorum da olmadı. Sadece üzerinde büyüdüğüm, havasını soluduğum güzel ilçem Erciş’e layık bir kitap nasıl kazandırabilirim diye düşündüm. Elbette ki bunu takdir edecek olan da okuyucudur. Yalnız bu konuda şunu söyleyebilirim: Kitabımdan dolayı çok değişik kişilerden çok güzel tepkiler aldım. Bu da iyi bir şey yaptığımı gösterdi. Gerisi de beni pek ilgilendirmiyor. Ben bunu yaptım, isteyen alır okur, istemeyen alıp okumaz. Açık söylemem gerekirse fazla da önemsemiyorum. Çünkü ben kendi üzerime düşüne yaptım. Ancak bu kitap biterse biz de ikinci baskısını eksiklerimizi ve hatalarımızı gidererek yaparız. Olmazsa çalışmalarımız yine devam eder ama kitaplaşır mı kitaplaşmaz mı onu da zaman gösterir. 

Kitabı oluşturma aşamasında ne gibi sıkıntılarla karşılaştınız. 

Benim kitabım Ercişlileri ve Erciş’e ilgi duyanları ilgilendiren bir kitap. Dolaysıyla araştırma alanınız kısıtlı. Belki bu avantaj gibi görünür ama aslında dezavantajdır. Çünkü kaynak sıkıntısı, şahısların bilgi vermede ilgisizliği, bazı kurumların arşivinin olmayışı ister istemez sizin çalışmanızı zorlaştırmaktadır. Özellikle kendi kitabım için konuşuyorum, bu kitap da bazı konular ilk defa gündeme geldi. Hatta açık söyleyeyim, birçok il ve ilçedeki araştırmacılara da bu konuda rehberlik edecektir. Çünkü bu kitabı hazırlamadan önce birçok kitap inceledim. Özellikle il ve ilçe kitaplarını bulabildiğim kadarıyla inceledim. Benim kitabımda yer olan bazı konular onlarda yoktur. Onların koyamadıklarını beni sabırla bekleyerek ve azmimi kırmayarak toplamaya ve derlemeye çalıştım. Hatta baskı masrafından ve kitabın kalın olacağını düşünerek birçok konu ya özetleyerek ya da tamamen atarak kitabı bastırdım. En önemli şey de yalnızsınız. Bu konularda danışacağınız veya bilgi alacağınız kimse yok. 

Kitap yazmak dışarıda bakıldığı gibi kolay mı? 

Kesinlikle dışarıdan bakıldığı gibi kolay değil. Hazırlanması, basılması ve pazarlanması ayrı bir sorun. Ayrıca çıkardığın kitabın okuyucu tarafından beğenilmesi veya beğenilmemesi insanı psikolojik olarak etkilemektedir. Ya moralin bozulur bırakırsın, ya da daha bir gayret ve azimle devam edersin. Kitap yazıp bastıran da bunu bilmeli ve göğüslemelidir. 






































Ne gibi tepkiler aldınız okurdan?
 

Samimi olarak söylemem gerekiyorsa, aldığım tepkiler genellikle hep olumlu oldu. Birçok aydın kişiden tebrik telefonları aldım. Değişik kişiler tarafından yazılan beş tane köşe yazısında, bir de dergide kitabımı konu alan yazılar çıktı. Ayrıca bu kitaptan sonra daha çok tanınmaya başladım. İlgi ve sevgiyle bakan insanları gördüm. Erciş’le ilgili birçok öğrenci benimle röportaj yaptı. Erciş’te yayın yapan bir radyo, dört defa beni konuk etti. Ayrıca 9-11 Haziran tarihler arasında Erciş’te düzenlenen VI. Van Gölü Havzası Sempozyumuna katılan katılımcıların kitabıma göstermiş oldukları ilgi, şahsıma vermiş oldukları değer her şeyin üstündedir. 30 yıllık emeğin karşılığını o gün aldığıma inanıyorum. Her şey para değildir. İnşallah gelecekte birileri çıkar bunun daha iyisin yapar.

Ercişlilerin bu tür çalışmalara ilgisi ne ölçüde? Gerçek anlamda kıymet biliyorlar mı? 

Bu konuda biraz şanslı sayılırım. Çünkü bu kitaptan önce “Ercişli Şairler ve Şiirlerde Erciş” adlı bir kitap daha bastırmıştım. Ayrıca Erciş Birnisan Gazetesi’nde, Her Yönüyle Erciş Gazetesi’nde, Erciş Gazetesi’nde, Dünyada Van Dergisi’nde, yine değişik gazete, dergi ve kitaplarda yazı ve şiirlerim yayınlanmıştı. Van’da yayınlanan İkinisan ve Van Postası gazetelerinde daha önceden beni tanıtan yazılar yayınlandı. Festivallerde ve özel gün ve gecelerde konuşmacı olarak da bulundum. Ayrıca Erciş’te yıllarca öğretmenlik ve idarecilik yaptım. Bu nedenle Erciş halkı beni yakından tanıyor ve biliyor. Bütün bunları dikkate aldığımızda Erciş halkının benim çalışmalarıma ilgi duyduğunu gördüm. Ama yeterli mi derseniz, buna cevabım elbette ki hayır olur. Gerçek anlamda kıymet bilen de var, bilmeyen de var. Ama zamanla kıymet verenlerin daha çok artacağına inanıyorum. Ama şunu da belirtmeden geçmek istemiyorum; hevesimin kaçtığı, yılgınlığa düştüğüm, hatta pişmanlık duyduğum anlar da çok oldu. Ama çok mutlu olduğum günler de oldu. 

Erciş’in geçmişine bir anlamda tanık oldunuz. Bu özelliğiniz kitaba ne ölçüde yansıdı?

Çok az yansıdı. Çünkü kitaptaki konulara yaklaşımım genelde kaynaklara dayalı olduğundan gözlemlerimi yansıtmak istemedim. Ama başka bir kitapta elbette ki gözlemlerimi yazmak isterim. Zaten bununla ilgili çalışmam da bulunmaktadır. Tabii bunu yaparken gözlemlerimi kuvvetlendirmek için diğer başka tanıkların görüşlerine de başvuruyorum. 

Emekli öğretmensiniz, kitabınızı yazmak için geç kaldığınızı düşünüyor musunuz?
 
Doğrudur; geç kaldım. Elinizden tutan yoksa maddi gücünüz yeterli değilse, siz olsanız ne yapabilirsiniz? Bu kitap yılların birikimidir. Eğer bastırabilseydim on yıl önce bunu yapardım. Ama olmuyor işte. Yine de geçte olsa bunu yapabildiğime seviniyorum. Ya olmasaydı ne yapardım? 

Kitap da “şurası eksik olmuş” dediğiniz yer oldu mu hiç? 

Tabii ki olmuştur. Örnek verecek olursam; Ercişli ressamları, sinemaları, Erciş’in bundan 40- 50 yıl önceki sosyal hayatını ve buna benzer daha birçok konuyu kitabıma alabilirdim. Zaten birçok konuyu da kitabımın kalın olacağı endişesiyle çıkarmıştım. Ama ikinci baskıyı yapabilseydim, kitap, biraz daha farklı olurdu.

Peki, dışarıdan yani okurdan ya da okumadığı halde bu tür tepkileri ya da önerileri size ileten oldu mu? 

Elbette. Özellikle kitaba alınması gereken konularla ilgili fikir beyan edenler de oldu, sırf bilgiçlik taslamak için ahkâm kesenler de oldu. Ben hepsini de dikkate aldım tabii ki. Bu tür kitap yazanlar içinde halen Erciş’te ikamet eden biri olduğum için kitabımla ilgili konularda birebir muhatap olmaktayım. Açık söylemem gerekirse bunun da faydasını görüyorum. Aldığım birçok not var. Eğer ikinci baskıyı yapabilirsem bunları değerlendireceğim.

Kitabınızla alakalı olarak, Erciş’le ilgili Erciş’in basın – yayın hayatına da yakın bir insansınız. Geçmiş’te, örneğin gazetecilik ya da halkın haber alma olanakları nasıldı? Bunlar ne şekilde kullanılıyordu? 

Erciş’in ilk yerel gazetesi “Yeşil Erciş Gazetesi”, 1958 yılında yayın hayatına başladı. 20 yıl sonra da yayınına son verdi. Gazetenin bulabildiğim arşivine göre, haberler genelde kurumlara ait haberlerdi. Çok nadir de olsa doğum, ölüm ve yatırımlarla ilgili haberlere de rastlamak mümkündür. Daha sonra 1982 yılında “Birnisan Gazetesi” yayınlanmaya başladı. Bu biraz daha farklıydı. Çünkü kurumlara ait haberlerin yanında diğer haberler de yer almaya başladı. Fakat yine de arzulanan gibi değildi tabii. Bunun da nedeni gazetede çalışan ve haber peşinde koşturan muhabirin olmayışıydı. Bazı ulusal gazetelerin muhabirleri de vardı ama bunların da genelde haber kaynakları kurumlardı. Onlardan aldıkları duyumları gazetelerine haber olarak geçiyorlardı. Zaten herkesin birbirini tanıdığı Erciş’te her haber de verilmiyordu. Haberlerin büyük çoğunluğu olumlu haberlerdi.

“Köylere Hizmet Götürme Birliği” adı altında, dönemin Kaymakamıyla koordineli olarak bir gazete çıkarmışsınız. Bunu okurlarınızla paylaşmak ister misiniz? 

Ben bu gazetenin hem yayın kurulu üyesiydim hem de benim gazetede köşem vardı. Ayrıca haberleri, “Hoş Sada” adlı bölümü de ben yazıyordum. Yine Ercişli Emrah’tan şiirleri, şiir yazanların şiirlerini ve buna benzer köşeleri de ben hazırlıyordum. Bu gazete, Erciş halkının şimdiye kadar gördüğü en kaliteli ve en dolgun gazete oldu. Bütün haberleri ve köşe yazıları yöreye aitti. Birkaç sayısı da renkli ve ofset olarak basıldı. Yazar kadrosu genişti. Mümkün olduğu kadar yerel haber sayısını çok tutmaya çalıştık. Ayrıca gazetede tarih, folklor, spor ve daha birçok konuda yazılar yer alıyordu. Birçok Ercişli şiirini ilk kez bu gazeteden, halk Ercişli ressamları bu gazeteyle tanıdı, kendisini ilgilendiren haberlerin büyük bir kısmını ilk kez bu gazetede gördü. Bu yüzden gazete ilçede ve dışarıda büyük ilgi görmüştü. Her sayısı bin adet basılıyordu. Halen çok kişi bu gazetenin yeniden yayınlanmasını bekliyor ama bana göre mümkün değil. 

Erciş’te halı hazırda var olan kültürel birikim en başta sizi tatmin ediyor mu? Ya da şöyle soralım: var olan maddi ya da manevi kültür öğeleri; halkıyla, belediyesiyle, eğitim camiasıyla, basın mensuplarıyla yeterince korunup kollanıyor mu? Sizin gördüğünün iyi taraflar ve aksaklıklar nelerdir? 

Erciş, kültürel potansiyel olarak çevreyle mukayese edildiğinde çok zengin bir yapıya sahiptir. Ama maalesef bu özellik yıllardır sahiplenilmediği için bazı değerler zamanla kaybolmuştur. Bugün ise bizim gibi insanlar buna eğilmişse de bence geç kalınmıştır. Geçmiş yıllarda bu konulara eğilen ve bunları yazıya döken olmadığı için bazı şeylerden mahrumuz. Ama son yıllarda sanki eskiye oranla daha bir duyarlı gençler görüyorum. 2000 yılında basılan “Ercişli Şairler ve Şiirlerde Erciş” adlı kitabı hazırlarken Erciş’le ilgili şiir ve yazan Ercişliyi bulmak için çok yoruldum. Bulduklarımın da sayısı 5-10 civarındaydı. Şimdi öyle değil. Hem yazan çoğaldı hem de şiir sayısı. Geçen gün İnternete girdim. Dünden Bugüne Erciş adlı kitabımdan tam 9 tane şiir Van Konulu Şiirler adlı kitaba girecek. Önceden böyle bir şey olabilir miydi? Bu yüzden gelişmeleri memnuniyetle karşılıyorum. Tabii bunda bizim çıkardığımız kitapların da etkisi oldu. Bir kısmı heveslenerek bu yazı işine girdi. Ayrıca Erciş’le ilgili sitelerin de faydası çok oldu. Biliyorsunuz, geçen yıl Ercişli birkaç arkadaşın şiir kitabı yayınlandı. Ama yeterli mi derseniz, cevabım yine hayır, olur. Çünkü bu tür faaliyetleri yapanları alkışlamadığın, desteklemediğin ve takdirini belirtmediğin müddetçe bu durmaya, hatta gerilemeye mahkûmdur. Çünkü ”Marifet iltifata tabiidir.” Bu da ilgililerin işidir.

Erciş’te son yıllarda internet yazarlığı yapan epey kişi var. Siz de belli aralıklarla yazıyorsunuz. Bunları ne kadar önemsiyorsunuz? 

Yazan, çizen, üreten her insanı önemsiyorum. Türkiye'de olduğu gibi ilçemizde de internet yazarlığı yapan birçok arkadaşımız var. Bence Erciş açısından iyi bir şanstır. Önceden yazanının çok az olduğu bir ilçede, son yıllarda özellikle gençlerin yazmaya yönelmesi, hele hele araştırarak yazması önemsenmelidir. Bunların içinde elbette ki bulunduğu yerde kalmayarak kendilerini daha çok geliştirecek birileri çıkacaktır. İşte o zaman bunun ne kadar önemli olduğu görülecektir. Büyük yazarların hayatını incelediğimiz zaman, bunların da bu aşamalardan geçtiğini görüyoruz. Önce muhabirlik yapanların daha sonra nasıl tefrika ve röportaj yaptıklarını, daha sonra da nasıl ünlü birer yazar olduklarını biliyoruz. Bu sitelerden de çok ünlü yazarların çıkacağına inanıyorum. Ama bir gerçek de vardır ki, yazarların büyük bir kısmının bunu meslek haline getirmiş olmasıdır. Acaba bizim yazarlarımızın kaç tanesi bunu meslek edinecektir, bunu da zaman gösterecektir. Çünkü başta ben olmam üzere, çoğunluğumuz bunu amatörce yapıyoruz. 

Peki, bu internet yazarlığı yapanlar içinde ciddiye alınacak kesim çoğunlukta mı yoksa azınlıkta mı? Bunlar yazdıklarıyla ne kadar etkililer sizce? 

Yazının konusuna göre değişir. Bazı konular vardır, sadece bilgi verir. Bazı konular vardır, mesaj verir. Yine bazı konular vardır, yönlendirir. Bunların okuyucuları da değişiktir. Bir insanın ciddiye alınabilmesi için öncelikle yazdıklarının kabul görmesi lazımdır. Yazmak, araştırma ve sürekli okumayı gerektiren bir olaydır. Kendisini yenilemeyen, okumayan ve araştırmayan bir insan, aynı şeyleri tekrar ettiğinden zamanla okunmaz bir duruma düşebilir. Bu yüzden her yazı yazan da, her yazısı yayınlanan da kendisini zaman zaman değerlendirebilmelidir. Yazar, niçin yazdığını, kimler için yazdığını bilmek zorundadır. Okur kitlesini belirlemelidir. Yoksa sadece yazmak için yazanlar, sadece kendi hobilerini tatmin ederler. Bunlarında topluma verecekleri bir şeyleri olamaz. Bu yüzden yazı yazanın bir amacı, bir hedefi olmalıdır. Yazarken niçin yazdığını bilmeli, mesajını iyi seçmeli ve bunu verebilmelidir. İnternette yazanları da buna göre değerlendirmek lazımdır. Tabii başta da söylediğim gibi başta ben olmak üzere, çoğumuz amatörce bu işi yapıyoruz. Keşke zamanında hedefimizi büyük koysaydık da büyük işlere imza atabilseydik. 

En beğendiğiniz kent-haber siteleri hangileri hocam? 

Bu konuda kesin bir yargıya varmam mümkün değildir. Sadece şunu söyleyebilirim: Kendisini yenileyen, güncel olayları takip eden, yazılarıyla her kesime hitap eden, hitap ettiği il veya ilçenin kültürüne ağırlık veren, tarafsızlığını ispatlayan, her görüşe yer veren, haber sayısı fazla olan, köşe yazılarında hem bilgi, hem mesaj verebilen, yetiştirdiği değerlere önem veren, sadece makale değil, değişik kişilerle röportaj yapıp yayınlayan, fıkra, şiir, hatta fotoğraf köşeleri açan, sportif faaliyetleri değerlendiren kent-haber siteleri iyi sitelerdir, diyebilirim. Şu anda aklıma gelenler bunlardır. 

Son olarak www.ercisnet.com okur ve yazarlarına neler söylemek istersiniz?

Diğer siteleri olduğu gibi sizin editörlüğünü yaptığınız ercisnet.com'u da zaman ve fırsat buldukça takip ediyorum. Benim okuyuculara nacizane tavsiyem, Erciş sitelerine sahip çıkmalarıdır. Bu sitelerin varlığı Erciş için büyük bir şanstır. Okuyucu sahip çıktıkça siteler kendilerini yeniler, yazar sayısı artar, daha kaliteli işler yapmaya yönelir. Ayrıca bu tür siteler yeni yazarların, yeni şairlerin ortaya çıkmasına imkân hazırlar. Hiç kimse kendiliğinden yazar ve şair olmamıştır. Her yazarın ve şairin muhakkak temelinde bir sebep vardır. “Şiir yazıyorum ama yayınlatamıyorum” diyenler, “yazı yazma birikimim var ama değerlendiremiyorum” diyenler için bu siteler iyi birer sebeptir. Ayrıca bu siteler okuyucular için güzel bir faaliyet, yazmak isteyenler için de iyi bir fırsattır. Okuyucuların bunu değerlendirmeleri gerekir. Yazarlarına gelince; benimde zaman zaman aralarına konuk olduğum yazarlarınızla ilgili yorum yapmak benim haddime düşmez. Herkes ne yapacağını biliyor. Ama isimlerini vermek istemediğim bazı arkadaşların bu şekilde araştırarak yazmaya devam etmeleri halinde güzel işlere imza atacaklarına inanıyorum. Tabii gönül ister ki, yazar sayısı ve yazı çeşitliliği artsın. Hepsine de başarılar diliyorum. 

Sayın Koşar, zaman ayırıp görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için site okurları adına çok teşekkür ederim. 

Bana bu fırsat verdiğiniz için şahsınıza ve sitenize teşekkür ederim. Ayrıca başarılar dilerim. 

Foto: Nihat ÇAvuşoğlu

İsmet Tunç
19.07.2010, Erciş
www.ercisnet.com

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
       Facebook'ta Paylaş       
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.

Üye Girişi
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Üye Ol / Şifremi Unuttum
Konuk Defteri
Üye İstatistikleri
Son Üye ferhat
Toplam 327 Üye
Son Fotoğraf
Albay sağdan birinci, özdemir milanalıoğlu Abdal Mezrası Köyü - Kasım Demir (köy sakini) Kutbettin ÇİFÇİ Nail ÇELİK Foto Kenan -  Kar altında kavaklar ve Erciş 19 Eylül Ahtamara Ayini bursa erçiş derneği kadınlar köfte gunu Osman Kendir
Finans
Alış Satış
EUR YTL YTL
USD 2.2012 YTL 2.21 YTL
Spiritüalist