İdris Naim Şahin (İNŞ) Diyanet’i: Tek Dil, Tek Mezhep, Tek İmam, Tek Selam!

07 Ağustos 2012 08:33 / 1661 kez okundu!

 


Bu yazı kaçıncı “minberden üzerimize boca edilen kemalizmle yıkandık elhamdülillah!” yazısıdır unuttum; hep aynı yerden error veren bir sistemi her seferinde yeni bir yazı ile eleştirmek kolay değil ama deneyeceğiz…

Devletin ideolojik aygıtlarından okul ile işlevsellikte başa baş bir rekabet içinde olan Diyanet, tartışmaya malzeme üretmeyi aksatmıyor sağolsun... Devlet işine geldiğinde fetvasını kullanarak, işine gelmediğinde fetvasını yok sayarak kendisiyle çelişse de bu kurumu ayakta tutmaya özel bir hassasiyet gösteriyor.

Örneğin; Diyanet’in 1981’de verdiği “başörtüsü farzdır” fetvasını yok sayarak müslüman kızların eğitim haklarını hala gasp edip müslüman kadınların kamuda başörtüsü ile çalışmalarını yasaklayan devlet, Hanefi mezhebi âlimlerinin “İslam Devleti için” gerekli gördüğü izin şartını referans alarak verdiği “Laik devletten izin alınmadan Cuma namazı kıldırılamaz” (tek mezhep) fetvasına dayanarak İLKAV’ın, Cuma Konferansları’nın ardından Cuma namazının kılındığı konferans salonunu kapatabiliyor. Yahut TBMM’de zaten açmak istemediği Cemevi için Diyanet’ten fetva isteyip, kararına dayanak yapabiliyor. Bu çelişki ne devleti ne de Diyanet’i rahatsız ediyor…



Diyanet Dergisi, temmuz sayısının kapak konusunu “Esenlik ve Güvenlik Çağrısı: Selam” temasına ayırdı. Kapakta Latince’den Çinçe’ye, Lehce’den Arapça’ya 40’dan fazla dilde “merhaba” yazarken üç dil yoktu: Kürtçe, Ermenice ve İbranice. Bu üç dilin “iç ve dış mihraklar”ın dili olmasını ben tesadüf olarak değerlendirmiyorum, dinde “tesadüf” var mı, ona da Diyanet cevap versin…

Taraf Gazetesi Diyanet’i “Diyanet sen sus: Slav, Parev, Şalom” manşeti ile eleştirdi. İlk gün bu üç dilin kullanılmamasını eksiklik olarak kabul eden Diyanet ertesi gün, devlet protokolündeki yerinin ön sıralara alınmış olmasının cesaretiyle olsa gerek Türk Dil Kurumu’ndan da rol çalarak bu ülkede konuşulan bütün dillerde selamın “selam”, merhabanın “merhaba” olduğunu iddia ediyor (tek selam) ve daha da ileri giderek “söz konusu gazetede selamın yerine ikame edilen kelimelerin herhangi bir dil ve lehçeyle ilgisi yoktur!” diyordu. İki açıklamanın çelişkisi bir yana kurumun bu açıklaması ancak cahil cesareti ile izah edilebilir…

Başta, Diyanet’in malzeme üretmeyi aksatmadığını belirmiştim ya bir örnek daha; Diyanet daha geçenlerde kadroya aldığı “mele”lerden birini “sivil cuma”ya katıldığı için görevinden aldı. Görevden alması bir yana yaptığı açıklama İdris Naim Şahin’in kaleminden çıkmış gibiydi. Bol miktarda “sözde” kelimesi barındıran açıklamada adı geçen imamın “sözde sivil Cuma namazına katılmakla birlik ve bütünlüğün simgesi haline gelmiş Cuma namazını ayrımcılık (bölücü namaz) ve istismarcılık aracı olarak kullandığı…” (tek namaz) ifade ediliyordu.

Diyanet gözden kaçırmış olabilir, duyarlı bir müslüman olarak hatırlatayım: Suriye’de Kürtler bazı bölgelerde hâkimiyeti ele geçirmiş diyorlar. Kendi bölgelerinde özerk yönetimden falan bahsediyorlar. Bir “bölünmez bütünlük” fetvasına ihtiyaç olabilir.



Diyanet derken nasıl bir kurumdan bahsettiğimizi hatırlamanın faydası var; Göreve başlayacak imamlara (memurluk kanunu gereği) “Atatürk İnkılâp ve İlkelerine ve Türk Milliyetçiliğine sadakatla bağlı kalacağına” dair yemin ettiren bir kurum… Cuma hutbesi diye ellerine tutuşturduğu metinlerle imamları, 23 Nisan müsamerelerindeki çocuklara benzeten; 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta, 30 Ağustos’ta Kemalizme minberden rahmet okutup Fatihalar hediye eden bir kurum… 2003-2005 yılları arasındaki hutbelerinde "vatan, millet, millî, Türk" kelimeleri 236 kez yer alırken, "insan hakları, eşitlik, özgürlük, İslam kardeşliği" ifadelerini 29 kez kullanmış bir kurum… İslamî yayınlar neşreden Nûbihar’ı, neşirlerinin dili Kürtçe diye fuara kabul etmeyen bir kurum…

Naçiz kanaatimce Diyanet kurumunun zihniyetinin ete kemiğe bürünmüş hali geçenlere Erzurum’da yaşanan bir hadisede karşımıza çıkan imamın profilidir. Hınıs’da Şêx Seîd (Şeyh Said) için bir camide okutulan mevlidde, Şêx Seîd’in bir akrabasına mikrofon verildi. Konuşmasını Kürtçe yapan akrabaya cami imamı tarafından müdahale edildi ve konuşmasına müsaade edilmedi. İmamın gerekçesi ise ibretlikti: “Cami bir resmi kurum ve resmi kurumda Kürtçe olmaz!” (tek dil). Bence bu hadisedeki imam ne ise Diyanet tam olarak odur, ne eksik ne fazla…

Daha önce de ifade etmiştim; devletin kuruma, kurumun da imama sirayet eden ideolojisi gereği, devletin bölünmez bütünlüğünü imanından önceleyen imamların varlığı artık şaşırtmıyor maalesef…

Ben Diyanet kurumunu daha önce tümden reddetmiş ve “Lekum dinikum ve liye din!” demiştim; ama diyorum ki bir taraftan Başkan Mehmet Görmez’in Ramazan ruhuna uygun açıklamaları öte yandan da İdris Naim Şahin’in direktiflerinden çıkmış görüntüsü veren uygulamalar olmuyor.

İyisi mi Sayın İdris Naim Şahin, part-time olarak Diyanet İşleri Başkanlığı da yapsın, Görmez hoca da bir TV kanalında Ramazan programına başlasın; ne dersiniz, hoş olmaz mı?

Reha Ruhavioğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
       Facebook'ta Paylaş       
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.

Üye Girişi
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Üye Ol / Şifremi Unuttum
Konuk Defteri
Üye İstatistikleri
Son Üye Weylok Azad
Toplam 367 Üye
Son Fotoğraf
ulupamirden bir ev. - i. tunç yu mağara civarında okul pikniği ? Patikler - İsmet Tuınç flamingolar ercişin yeni simgesi Patikler - İsmet Tuınç köylü kızları Osman Kendir
Finans
Alış Satış
EUR YTL YTL
USD YTL YTL
Spiritüalist